Hoca merhum, başını sokacak iki göz bir dam yaptıracak olur. Başı yatık bir dülger bulur, burası böyle olsun, şurası şöyle olsun diye kapısından bacasına kadar tarif üstüne tarif geçer. Dülger de: “Canla başüstüne, Hoca’m; ben emeğimi esirgemem, daha başka bir diyeceğin var mı?” diye sorar. Bu defa da Hoca: “Hay ağzına sağlık, usta; az daha eşeğin büyüğünü ahırda unutacaktık! Döşeme tahtalarını tavana, tavan tahtalarını da döşeme yerine mıhlamasını da unutma!” diye tembihe kalkışmasın mı? Usta, bir şey anlamamış gibi Hocanın yüzüne bakar: “Hepsi neyse ne ama Hoca’m, buna pek aklım yatmadı!” deyince, rahmetli, görmüş geçirmiş bir adam gibi güler: “Yahu, der; bunda akıl erdiremeyecek ne var! Ev bitince evleneceğim; evlenince de, evin altı üstüne gelecek; tabi o zaman tavan da yerini bulur, döşeme de?” |
|